15 Kasım 2006

Unkapanı Benden Sorulur

Müzik işinde iyi para var arkadaş, ben bunu bilir bunu söylerim. Geçen gün hevesli arkadaşlara kılavuzluk edeyim dedim, telefonlarım kilitlendi, fakslarım yarrix oldu, maillerime bakamaz hale geldim. Meğerse benim heves sandığım insanlar için bir saplantıymış. Madem öyle, ben de bu gençlere biraz abilik yapayım, değil mi? Bu sayede hem onlar kendi albümlerine kavuşur hem de azıcık sakal kaldırırım. Ne de olsa bal tutan parmağını yalar.

Bu prodüktörlük işi zannedildiği kadar kolay bir iş değil. Bir kere sanatçının ümit vermesi lazım. Ben iyi sanatçıyı gözünden tanırım. Vesikalık resmini görsem birinin albümünün kaç satacağını %2'lik bir hata payı ile söylerim. Tamam, yeteneği bulduk ama işimiz bitmedi. Şimdi ona şarkı bulmak gerek. Şehrazat olsun, Nazan Öncel olsun, Sezen ya da Serdar Ortaç olsun hepsi hatırlı dostlarımdır. Bir alo desem 20 dakikada 30 tane şarkı verirler bana. Şarkıları da aldıktan sonra stüdyoya girilir, pazar keyfi ekibi aranır, şarkıcı kafasında kulaklık, eller kulaklıklarda, gözler kapalı halde kamera karşısında bir slow parça okur, sonra abidik gubidik dans ederek bir de oynak parça attırdı mıydı al sana hem kayıt hem reklam ikisi bir arada çıkıverir. Üç beş kuruşa da popüler bir isimle aşk dedikodularına mahal verecek bir yakınlaşma ayarladık mı iş bitmiştir.

Kadim dostum Cornelius (bu ne biçim hitap tarzı lan böyle, sanki Gandalf'ım da Aragorn'dan bahsediyorum) da son zamanlarda albüm yapma hevesine girmiş. Buradan ona da bir çift sözüm var: "Oğlum bak yanlış adamlarla iş yapıyorsun, üzüleceksin! Şahin Özer'i sağ cebime sokarım, sol cepten Erol Köse ve Ercan Saatçi ile el ele tutuşmuş bir halde çıkarırım. Bak Tırt Abini üzdün, gittin elalemle albüm yaptın ama sana kapım hala açık. Bu hatanı unutalım, gel seni de Tırt Prodakşın çatısı altına sokalım, maksi singılını bizden çıkart. Ayar etme adamı!" Ha, bu çağrıma da kulak vermezse kendi bileceği iş, bende sanatçı çok. Geçen gün Kutsi geldi, sözleşme imzaladık, ahanda albümü çıkarttık. Çok efendi çocuk, cerrahlık tecrübesi de varmış. Ama kafamı kurcalayan bir iki husus var. Eleman resmen aksanlı konuşuyor türkçeyi, gavur gibi falan. Bir de televizyonda gözüktüğü gibi değil, çok boylu poslu. Neyse, ben komisyonuma bakarım arkadaş.

3 comments:

justine_therese dedi ki...

ben hala küsüm... tutma sen elimden... ben de gider başka prodüktör bulurum kendime...

cornelius dedi ki...

Sende iyice Recep Bülbülses'e döndün la' castin.Ulu orta üstünü başını parçalayıp kaset yapın bana diye haykırarak kepaze etme bizleri.
Neyse Tırtocum daha evel dediğim gibi Rey Çarlsın hatrına anlaştım Atlantik'le ama tek albüm içindi o anlaşma.
Geçenlerde Kutsi'yle benim oynamam için Zıp/Çık adında bi' dizi projesiyle geldiler ama adam senin şirkette diye olmadı.Burdan söz veriyorum ikinci albümü senin şirketten çıkartıcam.

TirtFahrettin dedi ki...

castin: dinleme sen corny'i, sana da bi albüm yapacaz, valla. ama çocuklar için şiir kasedi falan diye düşündüm ben.

corny: valla sözün sözdür umarım. gel bizim şirkete, cümle alem görsün türk ekranlarındaki en sert sezonuyla zıp/çık'ı. kutsi iblisi benzese de krisçın troy rolü senindir, bu da benden kıyak olsun sana.